Adaleti Katledenler Kimlerdir-Altan ARISOY
Türkiye Cumhuriyeti kendi tarihinin en ağır ve en tehlikeli bunalımından geçiyor…
Halkın kendisine geçici bir süre hizmet etsin diye seçtiği hükümet; “ben milli iradeyi temsil ediyorum” diyerek bir yandan halka eziyet etmekte; bir yandan da anayasada belirlenen “demokratik, laik, sosyal hukuk devleti”ni diktatoryal bir cemaatçi rejime dönüştürmek için uğraşmaktadır.
Bugün öyle bir duruma gelinmiştir ki; Atatürk önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyetinin kurumlarına sızan “görevliler” hem kendi kurumlarını, hem de cumhuriyetin öteki temel kurumlarını hedef alarak olabildiğince fütursuz eylemlere cesaret edebilmektedirler...
Türkiye Cumhuriyetinin hukuk kurumları ve kuruluşları yaşanılan bunalımın ne kadar vahim olduğunu gösteren çalkantılar içindedir.
Bunu görmemek için kör, sağır, dilsiz olmak yetmiyor. Budala olmak da gerekiyor…
…
Elini vicdanına koyabilen, sadece gerçeği arayan, ülkesini ve halkını seven herkes şu olaylara kafa yormalıdır. Herkes aşağıdaki soruları ve benzerlerini kendisine sormalı, evet ya da hayır diye yanıt vererek doğruyu bulmaya ve o yönde tavır almaya çalışmalıdır.
Saptamalarımızın tümü medyada haber olarak verilmiştir. Uydurma değildir. Bu sorular tek sözcükle, “evet” diye yanıtlanacak şekilde düzenlenmiştir.. Bazı haberlerden habersiz olanlar “evet” yerine “bilmiyorum” diye de yanıt verebilir. Ama dürüst olan hiç kimse inkârcılığa saparak “hayır” diye yanıt veremez.
İşte olaylardan bazıları:
• Devletin ilgili bütün kurumları “Ergenekon” diye bir örgütün olmadığını ilan ettikleri halde; olmayan bir “terör örgütü” suçlamasıyla insanlar tutuklanmakta; aylarca ve yıllarca mahkemeye çıkarılmadan, tek bir suçu kanıtlanamadan, hatta suçunu bile öğrenemeden peşin infaz edilmekte midir?.. EVET…
• Şimdiden iki yüz celseye varan duruşmalarda iddianın sunduğu birçok kanıtın yalan veya düzmece olduğu ortaya çıkmış mıdır?.. EVET…
• Devlet kurumlarının belgelerine güvenilmemiş ama çok ağır suçları olan dengesizler “Osmanım” diyerek gizli tanık yapılmış mıdır?.. Nerdeyse tümü aydın ve seçkin insanların hiç tanımadıkları ipsiz, sapsız kişilerle birlikte darbe yapacağı iddia edilmiş midir?.. EVET…
• Savcılar ve emniyet güçleri düşman ordusunun saflarına dalar gibi sabaha karşı evlere, işyerlerine, kurum ve kuruluşlara baskın yaparak –dava ile ilgisi olmayan ne varsa alıp götürmüşler midir? EVET…
• Bunlara bakarak suç yaratmaya çalışmışlar mıdır?.. EVET…
• Yine savcılar karşılarına gelen insanlara “şu kişileri suçla, seni itirafçı yapalım, cezanı indirelim ya da bırakalım” demişler midir?.. EVET…
• On binlerce kişinin telefon görüşmeleri yasa dışı olarak dinlenmiş midir? Dava ile ilgisi olmayan binlerce sayfa özel telefon görüşmesi dosyalara konmuş mudur? Bunlar kanıt diye sunulmuş mudur? EVET…
• Dava ile dolaylı bir ilişki kurmaya çalışılarak “ Hava bulutlu dedin. Hava bulutlu olunca yağmur yağar. Yağmur yağınca sular birikir. Sularda ördekler yüzer. Öyleyse sen bana ördek dedin..” türünden hayali senaryolarla insanlar suçlanmış mıdır?.. EVET…
• Taraf gazetesi her gün yalan ve iftira yazarak başta TSK olmak üzere devlet kurumlarını yıpratmaktadır. Kısa aralıklarla sistemli bir şekilde iki yıldır çoğu sahte olan belgeler ortaya atmaktadır. Yargı bu yasa tanımazlığa müdahale etmemiş midir?.. EVET, etmemiştir…
• Örgüt bağlantısı aranmamış mıdır?... Aranmamıştır. Peki, buna karşılık Aydınlık dergisi yazarları başbakana ait iki kesin belgeyi yayınladıkları için tutukevine tıkılmışlar mıdır?.. Evet…
• Yargıtay yasa dışı olarak dinlenmiş midir? EVET…
• Ergenekon sürecindeki bütün hukuksuzluklar için Adalet bakanlığı aracılığı ile HSYK na itiraz edilmiş midir?.. EVET…
• Adalet bakanı bu şikayetlerin gereğini yapmamış mıdır? EVET, yapmamıştır…
• Adalet bakanı siyasi bir “taraf” olarak adaleti partisinin ideolojisi için kullanmakta mıdır?.. EVET…
• Türkiye’deki dinci radikal gruplar iktidarın koruması altında olduklarına güvenerek etkinliklerini artırmışlar mıdır?.. EVET…
• Bu bağlamda 2007 yılında görevliler tarafından Erzincanda İsmail Ağa ve Fetullah gibi cemaat ve tarikatler hakkında bir soruşturma başlatılmış mıdır?.. EVET…
• Bu soruşturma aşamasında Cemil Çiçek ve kimi bürokratlar savcıya telefon ederek soruşturmayı kapatmasını istemişler midir?.. EVET…
• Bu aşamada tarikatçilerin birbirlerini telefonla kutlayarak“müjde, soruşturmamız Erzurum’a alınıyor” dedikleri devlet tarafından belgelenmiş midir?.. Sanıklar Erzurum’daki özel yetkili savcının kendilerini kurtaracağını biliyorlar mıydı?.. EVET… Bilmeseler neden birbirlerini müjdelesinler...
• Dava Erzurum’a alınmış mıdır? EVET…
• Tam bu aşamada savcı ve garnizon komutanına bir iftira furyası başlatılmış, sanıklardan suçlayıcı ifadeler alınarak – böyle bir durumda her sanığa kendini kurtarmak için her şeyi söyletebilirsiniz- karşı bir soruşturma açılmış mıdır?.. EVET…
• Erzincan başsavcısının, jandarma komutanının ve hatta 3. ordu komutanının “terör örgütü” bağlamında ifadeleri istenmiş midir?.. EVET…
• Tarikat soruşturması kapatılmış mıdır?.. EVET…
• İsmail Ağa soruşturması 2007 yılında başlatılırken Dursun Çiçek’e atfedilen ve “2008 Nisan ayında yazıldı denilen irtica ile mücadele planı” henüz ortada yokken, başsavcı ve jandarma komutanı olmayan bir plana dayanarak “örgüt üyesi” diye suçlanıyor mu?.. EVET…
• Bu konularda Adalet bakanlığına şikayetler oldu mu?.. EVET… İşleme konmadı mı?.. EVET, konmadı… Sorumlusu adalet bakanı mıdır?.. EVET…
• Bu konularda “ Adalet bakanı yargının işine ve işleyişine karışmış olmuyor mu?.. Evet, oluyor…
• O zaman, adalet bakanı hukuku ve adaleti engellemiş midir?.. EVET…
…
• Habur sınır kapısında müsteşar, vali, emniyet müdürü, savcılar, yargıçlar gelen PKKlıları törenle karşılamışlar mıdır?.. EVET…
• Onlara önceden söz verilmiş midir?.. EVET…
• Hukuk bu yolla çiğnenmiş midir?.. EVET..
• Gerilla kıyafetiyle gelenler “biz PKK’lıyız. Apo’nun emriyle geldik. Pişman değiliz.mesaj getirdik” demişler midir?.. EVET…
• İçişleri ve adalet bakanlığı yasaları hiçe sayarak gelenlerin ellerini kollarını sallayarak ülkeye girmelerine, il il gezip gösteri yapmalarına izin vermişler midir?.. EVET… Tehdit içeren konuşmalara ve ortalığın kırılıp dökülmesine karşın haklarında işlem yapılmamış mıdır?.. EVET… Yapılmamıştır.
• Bu konularda ilgili yerlere şikayetler yapılmış mıdır?.. EVET… Adalet ve içişleri bakanlıkları bunları işleme koymamışlardır…
…
Akıl, vicdan sahibi herkese sormak gerekir.
Bugünkü hükümet iç ve dış bağlantılarıyla kendi halkına, kendi kurumlarına düşmanca bakmıyor mu?.. Her fırsatta insanları ve kurumları aşağılamıyor mu?.. Seçimler öncesinde 80 yıllık karanlık dedikleri laik cumhuriyeti yıkmak için uğraşmıyorlar mı?.. AB ve ABD den gelen istekleri karşılamak için ülkemizin bütünlüğünü ve bağımsızlığını tehlikeye atmıyor mu?.. Laik-dinci, alevi-sünni, Kürt-Türk ayrımı yaparak yabancı emellere hizmet etmiyor mu?..
Ve en önemlisi; bir ülkede hukuk yok olursa her şey yok olur.
Yargı organlarını kendi amaçlarına hizmet için kullanan, bağımsız yargıyı yok edip emri altına almaya çalışan bir hükümet görevde kaldığı sürece haksızlıklar, hukuksuzluklar, huzursuzluklar, kavgalar sürecektir.
Adaletin katili bizzat adalet ve hukuktan nasip almayan, hukuksuzluğu bayrak yapan ama hep şikayetçi olarak halkı kandırmayı başaran bugünkü hükümettir…
Halkın ve ilgili bütün kurumların geleceğimizin kararmaması için üzerlerine düşen görevleri bir an önce yapması gerekmektedir…
Yoksa “adalet reformu” adı altında bugünleri bile aratacak düzenlemelerle, tam bir kaos ortamına sürüklenip silahlı iç çatışmaya yol açılması çok yakın bir olasılıktır…




Yorum gönder