Anasayfa | HM Yazarları | Gündüz AKGÜL | Anlamakta Zorluk Çekiyorum-Gündüz AKGÜL

Anlamakta Zorluk Çekiyorum-Gündüz AKGÜL

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
image

Yıl 1980 ülkede anarşi almış başını gidiyor. Her gün sağ ve sol silahlı örgütler birbirlerinden onlarca kişi öldürüyorlar.  12.Eylül. 1980 Türk Silahlı Kuvvetleri komuta zinciri altında, sonraki uygulamaları nedeniyle faşist darbe olarak nitelendirilen bir harekâtla yönetime el koyuyor.
Daha önce anarşinin yoğun olduğu İllerde ilan edilen sıkıyönetim, darbe ile tüm İlleri kapsıyor ve kurulan Sıkıyönetim Askeri Mahkemeleri göreve başlıyor. Bu arada 1402 Sayılı Sıkıyönetim Yasasına iki madde (Ek:2 ve Ek:5) eklenerek sivil yargıç ve Cumhuriyet Savcılarının da Sıkıyönetimde Askeri Mahkemelerinde görevlendirilmesine başlanıyor.
Yıl 1981 Temmuz, Sıkıyönetim mahkemelerinde görevlendiriliyorum. 3,5 yıllık yoğun bir çalışma sonucunda, 1984 yılında kurulan Devlet Güvenlik Mahkemelerine (DGM) atanıyorum ve burada da 4 yıl görev yapıyorum.
Gerek Sıkıyönetim Mahkemelerinde, gerekse DGM’de baktığımız olayların %95’ anarşiye katılan sanıklarla ilgiliydi. Görev yapan tüm arkadaşların arşivlerinde Emniyet Genel Müdürlüğünden getirtilmiş örgütlerin amaçları, silahlı olup olmadıkları, işledikleri eylemlerinin bilgileri vardı.
İddianamelerimizi düzenlerken, öncelikle örgütün niteliğini belirtir ve ondan sonra sanıkların bu örgüt faaliyetleri doğrultusunda işledikleri suçlara geçerdik.
Silahlı ve silahsız, yasa dışı olarak nitelenen örgüt eylemlerine katılmayan sanıklar, beyanlarında bu örgütün üyesi olduklarını belirttiklerinde, haklarında salt örgüt üyeliğinden cezalandırılmaları için dava açardık.
Okuyucularımın, “neden bunları anlatıyorsun” dediklerini duyar gibi oluyorum.
Neden mi yazıyorum?
Hürriyet Gazetesinin internet sitesinde okuduğum bir haber ve haberin izlediğim videosu nedeniyle yazma gereğini duydum.
Haber şöyle: “İSTANBUL Fatih’deki İsmail Ağa Cemaati’nin ileri gelenlerinden Ahmet Mahmut Ünlü'nün (Cübbeli Ahmet Hoca) İnegöl'deki konuşmasını dinlemek için toplanan yaklaşık 5 bin kişi izdihama neden oldu.”
Herkesin bildiği gibi İsmail Ağa Cemaati, Nakşibendî tarikatına bağlı, İstanbul /Fatih İlçesi Çarşamba semtinde bulunan İsmail Ağa Camii merkez olarak kullanan ve Türkiye’nin diğer bölgelerinde de müritleri bulunan bir topluluktur. Cemaatin lideri, emekli İsmail Ağa Camii imamı Mahmut Ustaosmanoğlu’dur.  Cübbeli hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’de bu Cemaatin ileri gelenlerindendir.
Yine herkesin bildiği gibi, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk döneminde çıkarılan 30.11.1925 tarih, 677 sayılı ve orijinal adı ile “Tekke Ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine Ve Türbedarlıklar İle Bir Takım Unvanların Men Ve İlgasına Dair Kanun” yürürlükte olmasına karşın, 1950 yılından beri iktidara gelen partiler oy uğruna, bu yasayı uygulanmaz duruma getirmişlerdir.
Bu boşluktan yaralanan tarikatlar, şıhlar, şeyhler tekrar ülkede cirit atmaya başlayarak, iktidarlara yön verecek güce kavuşmuşlardır.
Bu Cemaatle ilgili olarak yazılı ve görsel medyaya yansıyan haberlerden öğreniyoruz ki, Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığınca bu Cemaatin 235 üyesi hakkında başlatılan soruşturma sonrasında, Erzurum Özel yetkili Cumhuriyet Savcılığı kendisine gelen imzasız bir ihbar mektubuna dayanıp bu Cemaatin silahlı örgüt olduğunu, cebir ve şiddetle Anayasal düzeni değiştirmek istediğini belirterek, kendilerinin görevli olduklarını ve dosyanın Erzurum’a gönderilmesini istemiş ve sonradanda 13 sanık hakkında Türk Ceza Yasasının 309’uncu maddesi gereğince cezalandırılmaları için kamu davası açmıştır.
Erzincan Başsavcılığı ile Erzurum Başsavcılığı arasında bu soruşturmadan ötürü kamu oyuna yansıyan ve yargıyı yıpratan olaylar, Erzincan Başsavcısına yapılan siyasi baskı ve hakkında açılan soruşturma herkesin bilgisi dahilinde olduğu için tekrarlamakta yarar görmüyorum.
Bizim dönemimizde, Anayasal düzeni cebir ve şiddetle değiştirmek isteyen silahlı örgüt mensupları, o zaman yürürlükte olan 765 Sayılı Türk Ceza Yasasının 146/1’nci maddesi kapsamında cezalandırılırken, eyleme katılmamış, salt silahlı örgütün üyesi olanlara ise ayni yasanın 168/2’nci maddesi uygulanırdı. Şimdi yürürlükte olan 5237 Türk Ceza Yasasının 309/1’nci fıkrası, 146/1’in karşılığı, 314/2’nci fıkrası da 168/2’nci fıkrası karşılığı uygulanmaktadır.
Anlamakta zorluk çektiğim konuya gelince;
Erzurum özel yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı İsmail Ağa Cemaatini, cebir ve şiddetle anayasal düzeni değiştirmek isteyen silahlı örgüt olarak kabul edip davayı açtığına göre, nasıl oluyor da örgütün diğer üyeleri ortalıkta böyle serbestçe cirit atıyorlar? Yoksa Cübbeli Ahmet Hocayı dinlemek için izdihama (aşırı kalabalığa) neden olan cübbeli, sakallı, şalvarlı insanlar İsmail Ağa Cemaatine mensup değiller mi? Yoksa bu örgütü koruyup, kollayan bir güç mü var?
Benimki sadece merak!

Sosyal sitelere ekle: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg Facebook Profiline Ekle Facebook

Yorum beslemesine abone olun Yorumlar (0 gönderilen):

Yorum gönder comment

  • email Arkadaşına gönder
  • print Sayfayı yazdır
  • Plain text Düz metin
Etiketler
Bu yazı için etiket yok
Bu yazıyı oyla
0