Anasayfa | HM Yazarları | Gündüz AKGÜL | 411-Gündüz AKGÜL

411-Gündüz AKGÜL

Yazar:
Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
411-Gündüz AKGÜL

Son günlerin gündemi oluşturan İktidar partisi ile yargı arasındaki kavga doruk notaya çıkmış bulunmaktadır.

Darbe senaryolarıyla, özel yetkili Cumhuriyet Savcıları ve mahkemelerce yapılan soruşturma ve kovuşturmalar sonunda çıkan tutuklama kararları, açılan ve kabul edilen iddianameler bu kavganın başlıca nedenlerini oluşturmaktadır.

İktidar kendine yandaş ve etkisizleştirilmiş bir yargı isterken, Yüksek yargı Başkanları, yargının bağımsız olmasını ve iktidarın, anayasamızdaki güçler ayrılığı nedeniyle yargıya karışmaması gerektiğini ileri sürmektedirler.

Bu kavgada bardağı taşıran son damla,  Anayasa değişikliği için yeni bir paket hazırlıkları yapan iktidar, Yüksek Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun,  Anayasa Mahkemesi’nin ve Yargıtay’ın yapısında (üye sayısı ve seçimi) değişikliğe gideceğini kamuoyuna açıklaması üzerine Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, basına verdiği demeçte,  “Demokratik siteme yapılacak en büyük kötülük yargı bağımsızlığını geriye götürmek olduğunu, şimdi görüyoruz ki yapılmak istenen düzenlemelerle yürütme, yargıyı daha da kuşatma altına almak istemektedir” dedi.

Başbakan, adet olduğu üzere hiç gecikmeksizin bu demece yanıt verirken, “yasama da ve yürütme de yargı tarafından kuşatılmıştır. Eğer yasama organı 411 ile bir karar çıkartıyor da bu 411 yargı tarafından yok sayılıyorsa, bu ülkede yasama ve yürütmenin yargıyı kuşattığını söyleyemezsiniz.” Dedi.

Birbirine tamamen zıt bu iki demeci ele alarak, yurttaşların çoğu tarafından bilinmeyen 411’in ne olduğu açıklamaya çalışacağım.

Artık sağır Sultan da duydu ki Başbakan her platformda “biz halkın çoğunluğunu temsil ediyoruz, istediğimiz yaparız” havasında olup demokrasinin olmazsa olmazlarını hep göz ardı etmektedir.

Her iktidar, yaptığı işlerde, çıkardığı yasalarda ve tüm davranışlarında Anayasa’ya ve yasalara göre hareket etmek zorundadır. Çoğunluk bende diye bu kurala uymaması demokrasiyle, hukukun üstünlüğüyle ve özgürlüklerle bağdaşamaz.

Gelelim 411 olayına, 

Üniversitelerdeki başörtüsü yasağı ile ilgili Anayasa değişikliği yapan 5735 sayılı yasaya, AKP ve MHP'lilerin yanı sıra bazı DTP'liler de destek verince, 09.02.2008 günü mecliste 411 oyla kabul edildi. Yasa Cumhurbaşkanı tarafından onaylanıp 23.02.2008 tarihli resmi gazetede ilan edilerek yasalaştı

1967 yılından beri, ülkenin gündemine giren sıkmabaş (Türban) defalarca Anayasa mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay tarafından siyasal simge olduğu gerekçesiyle kamu alanlarında kullanılmayacağı kararlaştırılmasına ve AİHM’ninde bu doğrultuda kararı olmasına karşın, AKP iktidara geldiğinden beri siyasal simge olan sıkmabaşı hiç gündeminden düşürmediği için, bu kararların hiç birine itibar etmeyerek bu konuda ısrarcı oldu ve sonuçta bu Anayasa değişikliğini yaptı.

CHP ve DSP, bunun Anayasa’ya aykırı olduğu savıyla Anayasa Mahkemesine gitti. Anayasa Mahkemesi 05.06.2008 günlü kararı ile 2 karşı 9 oyla iptal etti ve yürütmeyi durdurdu.

İşte Başbakan’ın sözünü ettiği 411’in geçmişi bu. 

Siz hem anayasaya aykırı yasa çıkaracaksınız, hem de bu yasa iptal edilince çoğunluk iradesine sığınıp, yasal olamayan bir şeyi savunacak ve bunun sorumluluğunu da yargıya atacaksınız.

Olacak şey değil.

Kaldı ki iktidar partisi son genel seçimlerde %47, yerel seçimlerde ise %38 oy almıştır. Matematiksel olarak sırasıyla %53 ve% 62 yurttaş çoğunluğu iktidara karşıdır.

Ben yaptım oldu mantığı ile ülke yönetilemez. Anayasa var, yasalar var. Herkesi istisnasız bunlara uymak zorundadır.

Oy çokluğu hiçbir zaman demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, güçler ayrılı prensibine aykırı hareket etme hakkı vermez.


Yorum beslemesine abone olun Yorumlar (0 gönderilen)

toplam: | gösteriliyor:

Yorum gönder

  • Bold
  • Italic
  • Underline
  • Quote

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

Captcha
  • Arkadaşına gönder Arkadaşına gönder
  • Sayfayı yazdır Sayfayı yazdır
  • Düz metin Düz metin

Tagged as:

Bu yazı için etiket yok

Bu yazıyı oyla

0
Powered by Vivvo CMS v4.5rc