Buyrun Cenaze Namazına!... - Gündüz Akgül
Anayasamıza göre demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olan ülkemizde son zamanlarda yaşanan olaylar tüyler ürperticidir.
Avrasya Kamuoyu Araştırmaları Merkezi’nin, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Eskişehir, Kayseri, Erzurum, Diyarbakır, Samsun ve Adana’da, 440 yargı mensubu ile (112 hâkim, 94 savcı ve 234 avukat) yaptığı araştırmanın, yazılı medyaya yansıyan sonuçlarına göre herkesin külahını önüne koyup düşünmesi gerekmektedir.
Araştırmaya göre;
Katılımcıların, yüzde 79,1’i cep telefonlarındaki konuşmalarının dinlendiği kanısında.
Katılımcıların, yüzde 73,6’sı ev telefonlarından, yüzde 80,3’ü de iş telefonlarından yaptığı görüşmelerin dinlendiğine inanıyor.
Katılımcıların, yüzde 94,2 ise Mahrem (gizli) konuları telefonda konuşurken tedirgin olduklarını belirtmişlerdir.
Katılımcıların, yüzde 65,1’i kendilerine karşı ortam dinlenmesi yapıldığını düşünüyor.
Katılımcılar, “Telefon dinlemelerinin son dönemde artmasının sebebi sizce nelerdir?” sorusunu,
Yüzde 61,3’ü “devlet içersinde kutuplaşma ve kurumların çatışması” olduğu,
Yüzde 19,7’si “muhalifleri sindirme çabası” olduğu,
Yüzde 9,3’ü “Devlet içersindeki çok başlılık” olduğu,
Yüzde 6,1’i yolsuzluk ve çetelerle mücadele olduğu,
Şeklinde yanıtlamışlardır.
Katılımcılar, “Yasal olsa bile telefon dinlemek özel hayatın gizliliği ilkesine aykırıdır’ söylemine katılıyor musunuz?” sorusunu,
Yüzde 92,1’i “evet katılıyorum”
Yüzde 96,3’ü “Devlet kurumlarının birbirini dinlemesinin doğru olmadığı”
Şeklinde yanıtlamışlardır.
Katılımcıların, yüzde 67,8’i telefon dinleme kayıtlarının İktidar partisine servis edildiğine, yüzde 16,4’ü edilmediğine inanıyor.
Katılımcıların, yüzde 83,5’i dinleme kayıtlarının iktidar tarafından medyaya servis edildiğine, yüzde 16,5’i edilmediğine inanıyor.
Katılımcıların, yüzde 78,2’si “muhalif grupların özellikle dinlendiğini” söylerken, yüzde bu sava katılmıyor.
Katılımcıların, yüzde 75,4’ü “dinleme kayıtlarının kanıt sayılmamasını” belirtirken, yüzde 24,6’sı “kanıt sayılmasının doğru olduğunu” söylüyor.
Katılımcıların, yüzde 71,9’u muhalefet partilerinin dinlendiğine inanıyor
Katılımcılar, Türkiye’nin giderek Polis devleti rejimine doğru sürüklendiği söylemine katılıyor musunuz?” sorusunu,
Yüzde 76,3’ü “katılıyorum”, yüzde 23,7’si “katılmıyorum” yanıtını veriyor.
Yaratıldığı söylenen korku imparatorluğu bu korkunç yanıtlar karşısında doğrulanıyor.
Zorda kalan, haksızlığa uğrayan her yurttaşın sığındığı ve hak aradığı yargı mensupları bu tedirginliği ve korkuyu yaşarken, yargının bağımsız olduğunu söylemek eski söylemle abesle (akla ve gerçeğe aykırı) iştigal (uğraşma, ilgilenme) olur.
Hak aramada esas olan, doğru, yansız ve adil karardır.
Şu andaki sistemde, yürütmenin büyük baskısı altında olan yargıdan (Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısı, müfettişlik müessesinin Kurula değil doğrudan Adalet Bakanına bağlı olması, Hâkim adaylığına alınma şekli) bunu beklemek, ancak büyük bir iş yükü ve baskı altında olan Cumhuriyet Savcıları ve Yargıçların kişisel özverileriyle olasıdır. Tüm Cumhuriyet Savcıları ve yargıçların bu özveride bulunabileceğini söylemek doğru değildir.
Oysa olması gereken, önce bağımsız yargı sistemini kurmaktır. Hiçbir dönemin politikacıları bu sistemi kurmaya yanaşmamışlar ve sürekli yandaş yargı yaratma arayışına girişmişlerdir. Bu dönemde bu doz gittikçe artmıştır.
Yargının içine düşürüldüğü bu hazin (üzüntü veren) durumu yaratanlar utansın.
Yurttaşlar yargınıza sahip çıkın, günün birinde mutlaka hepinize gerekecektir.
Bunu yapmadığınız takdirde size BUYRUN CENAZE NAMAZINA demekten başka söz bulamıyorum. 23.11.2009
Gündüz AKGÜL
Emekli Cumhuriyet Savcısı




Yorum gönder