Anasayfa | HM Yazarları | Hamit BOZKURT | Organize Soygun - Hamit Bozkurt

Organize Soygun - Hamit Bozkurt

Yazar:
Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
Organize Soygun - Hamit Bozkurt

Ekonomik krizde reel sektörler çökerken, işsizlik had safhaya çıkmışken,  halkın önemli bir kısmı yoksulluk sınırı altında iken, bankaların daha önce görülmemiş karlılık rekorlarını  iyi düzenlenmiş ve etkin yönetiliyor olmaları ile izah etmek mümkün değildir. Bankacılar dışındakiler iş bilmez akılsızlardır da ondan krizdeler demek oluyor bu. Karlılıklarının asıl nedeninin organize soygun olduğunu en iyi bilen bankacılardır.
 
Yarıdan fazlası yabancılara ait banka sistemine sağlanan bu soygun, Hazine ve Merkez Bankamızın işbirliği ve organize mekanizması sayesinde  halkın, vergi ödeyenlerin, emekcilerin ve emeklilerin soydurulmasıdır.  Devletin vergi gelirleri ve servet satışından sağlanan özelleştirme gelirleri, açlık sınırının altındaki emeklilere ve görevlilere verileceğine organize bir mekanizma içinde bankalara ödeniyor.
 
Yıllar önce kamu finansmanı için emisyon yoluyla Merkez Bankası Hazine’ye doğrudan borç verirdi. Aradan kimse havadan vurgun vuramazdı. Bunu kanunlar değiştirilerek yasakladılar ki Merkez Bankası Hazinenin ihtiyacı olan emisyon parayı doğrudan Hazineye değil ancak bankalar aracılığıyla versin. Bankalar üstüne karlarını artıracak faiz farkını ilave ederek Hazineye versin. Hazine kağıtları alımı kılıfında, bankalar devletin emisyon parasını devletten (Merkez Bankası’ndan) alıp geri devlete (hazineye) vererek risksiz ve havadan para kazansın.

Bankaların aşırı ve havadan kar etmeleri böyle sağlanmaktadır. Hazinenin sırtından bankalara sağlanan bu karlar aslında kimin sırtından sağlanıyor? Halktan alınacak vergilerle. İşte halkın organize soyulmasının döngüsü bu. Halktan bankalara. Halk, ülke kriz içinde yoksullaşırken, bankalar ve bankacılar zenginleşmekte, kar etmekte rekor üstüne rekor kırıyor.
 
Hani hortumculuk ve soygunculuk önlenecekti. Şimdi resmi, yasal hortumculuk var. Organize yasal mafya denilmiyor, akıllı bankacılar var deniliyor. Halbuki aynı akıllı bankacılar batı ülkelerindeki, kendi ülkelerindeki krizde battılar. Bir vatandaş bir vatandaşı soyduğunda soygunculuktan hapse girer. Birden çok vatandaş organize bir şekilde birlikte örgütlü soygun yaparsa ceza daha da ağırlaşır. Örgütlü ve organize suç olduğu için cezanın ağırlaşması gerekir. Ama yabancı ortaklı bankalar, yerli işbirlikçileri, Merkez Bankası ve Hazine birlikte, işbirliği içinde, organize biçimde halkı bankalara, yabancı ve yerli ortaklılarına soydurduklarında ceza değil alkış almaktadırlar.

Görüyorsunuz bizim (aslında bizim değil) bankalar niçin bu kadar karlı. Üretken sektör, reel sektör krizde batarken bankalar sapasağlam kalmakla da yetinmiyor, karlılık rekorları kırıyor. Yabancılar bunun için koşa koşa, yarış içinde Türkiye bankalarını satın aldılar ya da kendi bankalarını Türkiye’de de açtılar. Yağma hasanın böreğinden pay kapmak için.

Türkiye’de bankalar kurtarılmaya muhtaç duruma düşmek şöyle dursun 2003 yılından beri organize bir şekilde halkın vergileriyle zengin edilmektedir, reel sektör, işçiler ve emekliler ise çökertilmektedir. Şimdi sıra turizmi daha çok vergilemeye geldi. Bankalara vermek için daha çok vergiye ihtiyaç var. Ahtapotun kolları sardıkça sarıyor, çoğunluğumuz biri saçımızı, omsuzumuzu okşuyor sanıyoruz, ahtapotun kolları olduğunu fark edemiyoruz, çünkü narkozluyuz.

Bankaların elindeki Hazine kağıtlarının değeri birkaç yıllık faiz farkını yansıtacak şekilde, astronomik bir şekilde kendiliğinden yükseliverdi. Merkez Bankası’nın yaptığı faiz indirimleri bankalara yarıyor, işsiz ve yokluk içindeki insanların refahına değil. Bankalar daha önce %20’ler civarında getiri ile Hazineye verdikleri borçları, yine daha yüksek faizlerle reel sektöre verdikleri kredileri aylardır yarı maliyetine (paçal) mevduatlarla ve de Merkez Bankası’ndan yine yarı bedelle finanse ediyorlar, gerisi kendilerine kar oluyor. Çökertilen reel sektör ve halkın sırtından bankalar organize vurgun vuruyor.

Bu işleyişi bankaların ellerinde bulundurdukları uzun vadeli aktifleri (yüksek getirili krediler ve Hazine bono/tahvillerini) kısa vadeli mevduat ve Merkez Bankası kaynaklarından fonlaması kolaylaştırmaktadır. Merkez Bankası, faiz indirdikçe bankaların önceden açılmış kredi ve önceden alınmış hazine kağıdı getirileri yüksek kalırken fonlama maliyetleri önemli ölçüde düşüyor, kârları da rekor artıyor.

Döngünün sonucunda Hazine aslında büyük ölçüde Merkez Bankası’nca finanse ediliyor. Ancak bunu doğrudan yapması yasak. Bankalar üstünden para kazansın diye bankaları aracı taşeron olarak kullanarak fonluyor.

Yukarıda açıkladığımız gerçekler karşısında “Meşin Suratlı”nın bile aşağıdaki alıntıda söylenenlere yüzü tutmaz, beceremez. Ama bakın beceren meşinsiz nasıl beceriyor. Mevlana “olduğun gibi görün” demiş ama olduğunun tam zıddı görünüp, yaptığının tam tersini söylemek nasıl rağbet görüyor bir daha okuyalım aşağıda.

15.08.2009 tarihli Milliyet Gazetesinden alıntı;

..........

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, faizlerin 50 puan düştüğünü ancak bunu vatandaşın anlamadığını söyledi.

‘Erdoğan, “Faiz eskiden 63’tü. Şimdi devletin borçlanmada ulaştığı nokta 13 küsur. Faiz 50 puan düştü. Ama bunu vatandaşım anlamıyor. Ekonomik kriz diyor vatandaşım. Bak diyorsun ‘faizde 50 puan düştü, bu senin cebinden çıkıyordu’ bunu biliyor musun? ‘Nerden benim cebimden çıkıyor, canım para cebimde duruyor’ diyor. Bu paranın alım gücünün nasıl gittiğinin farkında değil” dedi.

Geçmiş hükümet dönemlerini eleştiren Erdoğan şöyle konuştu:

“Karşılıksız para basıyorlar, benim vatandaşım bunun farkında değil. Bunlar toplumun modern hırsızlarıydı. Ama ondan sonra geliyor maaşlara zam yaptım diyor. Benim vatandaşım buna da aldanıyor. Sanal. Buna inanılır mı? O teneke parçası biz sana altın veriyoruz aradaki fark bu. Onlar dolduruyor tenekeleri dolduruyor getiriyor önüne pul. Bizimki altın. Onunla o mukayese edilir mi? Bizim yaptığımız iş bu” dedi.

Hükümetleri döneminde karşılıksız para basmadıklarını belirten Erdoğan, “Çünkü bu ihanettir. Böyle bir hırsızlığa giremeyiz dedik girmedik. Ne yazık ki bizden önceki iktidarlar bunu yaptı. Şuanda bize gelip hâlâ bu gibi tavsiyelerde bulunanlar var. Ama biz bu oyuna gelmeyiz, daha çok çalışıp yatırımla üretimi sağlayacağız. Bu yatırımlarla istihdam sağlayacağız” dedi. “

Yukarıdaki alıntı gösteriyor ki; Tayyip Erdoğan’da işsizliğin, aç çocuklarına ekmek götürememenin, kirasını ödeyemediği için zorda kalmanın ne demek olduğunu, faiz oranının düşmesinin bunlara çare olmadığını, sefalet nedeniyle talep azaldığı için düşürülebilen faizle öğünmenin ayıp ve komik olduTğunu anlamamış gibi konuşuyor. Gibi diyorum çünkü cehalet ise bir türlü, değilse çok kötü.

Yorum beslemesine abone olun Yorumlar (0 gönderilen)

toplam: | gösteriliyor:

Yorum gönder

  • Bold
  • Italic
  • Underline
  • Quote

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

Captcha
  • Arkadaşına gönder Arkadaşına gönder
  • Sayfayı yazdır Sayfayı yazdır
  • Düz metin Düz metin

Tagged as:

Bu yazı için etiket yok

Bu yazıyı oyla

5.00
Powered by Vivvo CMS v4.5rc