Anasayfa | HM Yazarları | Uğurcan USGÜL | Kent Kültüründe İnsan Faktörü ve Üç Puanlı Sistem-Uğurcan USGÜL

Kent Kültüründe İnsan Faktörü ve Üç Puanlı Sistem-Uğurcan USGÜL

Yazar:
Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
Kent Kültüründe İnsan Faktörü ve Üç Puanlı Sistem-Uğurcan USGÜL

Gündem yine yoğun, ülke durmadan bir kaos içine sürükleniyor, sürükleyenler bir tarafa sürüklenenler hallerinden memnun gibi. Tepkiler anlık ve bireysel, kısaca etki – tepki. Sonrası birkaç güne kalmaz her şey eski haline dönüyor, hafızalar bir güzel siliniyor ve Soner Yağlı’nın “Gündelik Hayatımızda Akıl Tutulması” başlıklı makalesinde söylediği gibi “Bizler seçilmiş bir gündelik hayatın adanmış, adak verilmiş, kurban edilmiş, tüketilen bireyleriyiz(dir). Belki de hiç olmadığımız, olmayan bir hayatı yaşayan….” Toplum içinde bireyin tükenmeye ve tüketmeye karşı yapabilecekleri vardır. Nitelikli birey olmak, toplumu yönlendirmenin ve şekillendirmenin ilk adımıdır. Bu adım bir toplumsal yaşam şekli oluşturduğu gibi yaşanılan çevreyi, kentleri hayatın her alanını birlikte yaşanılır kılar. Bu zihniyet iktidarı belirleyen bir güç olarak kendini konumlamayı başarabilir.  Bireyin belirlediği toplum İktidarın bu anlayış içinde hareket etmesini sağlar. Belirlenen iktidar aynı çerçevede hareket ederse, toplumsal dayanışma ve birlikteliğin oluşması kaçınılmazdır. Bir arada yaşamaya ve bu kültürün oluşmasına açılım trajedisine değinmeden çok farklı bir yerden bakmaya çalışacağım.
 Yerel yönetimlerde böyle bir anlayışın ürünü olmalıdır. Böylece “kent kültürü” yapılanması “yerel iktidar - halk birlikteliği” şehrin her köşesinde her noktasında hissedilsin. Kent yönetimi sadece birincil görevlerini (alt yapı,imar vs) yerine getirmek dışında, kültürel yatırımları kentte yaşayan tüm halkın katılacağı şekilde, yüksek nitelikte oluşturabilirse, (hem etkinlik niteliği hem ekonomik ucuzluk) yerel yöneticiler bu ufka sahipse, onu iktidara getiren halk bu gelişimin içinde gönüllü olarak yer alacak ve kent bilincini, kent kültürünü oluşturacaktır. Türkiye’de yerel yönetim seçimlerine hiçbir zaman bu açıdan bakılmamaktadır. Hizmet değil parti önemlidir. Siyasal kültür bu şekilde oturmuştur. Şimdi konuyu çok farklı bir yerden ele alalım. İki hafta kadar önce Eskişehirspor – Fenerbahçe futbol karşılaşması, (belirtmek isterim ki bir futbol seyircisi değilim ama Hakimiyeti Milliye’de köşemde zaman zaman futbol – Kültür – Siyaset üçlemesi içinde, siyasal iletişim alanında çalışan biri olarak yazılar yazmaktayım.) Karşılaşma sonrası futbolcular sahada, seyirciler tribünde Eskişehir’in bir folklorik özelliği olan çifte telli halk oyununu oynuyor. Sahada yabancı futbolculardan, tribünde kadın –  erkek seyircilere kadar birlikte eğleniyorlar. Maça ailece gelinmiş.
Bu görüntüleri izlerken kent kültürü konusunu düşünmeye başladım. Bu kenti üç dönemdir Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen yönetmekte. Hem de AKP’nin kuşatması altında olan ülkenin ortasında, Ankara’nın yanı başında. Bu bir parti başarısı değil. Nitelikli bir başkan, ona sahip çıkan bir halk, hizmet ve kent kültürü. Sonuçta o kent kültürü tribünleri, tribünler futbolcuları kültürel anlamda şekillendirerek bütünlüyor. Tribünde sanki bir İngiliz şehir takımı havası, bir bando “Bando ESES” tribünde kendi imkanlarıyla bir araya gelmiş bir bando, tamamen gönüllü. O bando 29 Ekim’de Cumhuriyet Yürüyüşünde yerini almış, taraftar o yürüyüşte, tüm sivil toplum örgütleri ve belediye başkanı orada. Kent bir bütün halinde Cumhuriyete sahip çıkıyor. İşte bir kent ve bir arada yaşama kültürü. Bu kültür tribünde kalan son birkaç damla terörü de yok edecektir zaman içinde.
Şimdi bu konuyu değişik bir örnekle tekrar ele alalım.  Bir tribün düşünün, sosyal sorumluluk projesi gibi olsun.  “Çarşı” dediğinizi duyar gibiyim. “Çarşı”, toplumsal bir muhalefet, gündemdeki olayları bir kültürel yapı içinde, bir semt kültürü ile tribünlere taşıyan bir grup. Bir kent kültürü değil ama bir semt kültürünün futbol takımı ile iç içe girmesi.  Bu iki örnekten ilki oluşan bir kent kültürünün ürünü, nitelikli halk sorumluluk içinde kent yönetimini belirliyor, kent yönetimi bu kültüre sahip çıkıyor ve bir arada yaşayan kent(di)ine sahip çıkan bir kentli profili ortaya koyuyor. Diğer örnek tribünlerde bir medya organı gibi çalışıyor, toplumsal sorunlara tepki koyuyor, bir semt kültürü bir tribün oluşturuyor. Eskişehir tribünü için bir sonraki adım bu toplumsal tepki kültürünü “Çarşı” da olduğu gibi yerleştirmek, “Çarşı” için bir sonraki adım, tribün kültürünü kente taşıyarak İstanbul’da nitelikli kentli yaratılmasında rol oynamaktır. Bu süreçler ve karşılıklı etkileşimler ülkesini sahip çıkmayan, etrafında olandan bi haber, hak ve özgürlüklerini savunmayan, savunanı (memur eyleminde demiryolları çalışanlarını dövmeye çalışan) durdurmak isteyen insan tipinin değiştirilmesi için bir çok yoldan sadece birisi. Bu karşılıklı etkileşim bir kent kültürü yaratırken ayrıca tribünde şiddeti, iktidarda gafleti bitirebilir. Ne dersiniz üç puanlı güzel ülkemde her şey değişebilir mi ?

Yorum beslemesine abone olun Yorumlar (1 gönderilen)

avatar
ebru ergüt
elinize sağlık çok güzel biz yazı ve doğru tespitler. Bando ESES cumhuriyet bayramı desteği ve verdği renk gönüllerimizdeki hafızamıza kazıldı.
toplam: 1 | gösteriliyor: 1 - 1

Yorum gönder

  • Bold
  • Italic
  • Underline
  • Quote

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

Captcha
  • Arkadaşına gönder Arkadaşına gönder
  • Sayfayı yazdır Sayfayı yazdır
  • Düz metin Düz metin

Tagged as:

Bu yazı için etiket yok

Bu yazıyı oyla

5.00
Powered by Vivvo CMS v4.5rc